İstiklal Mutlu Son-Masöz Bayan Esra

İstiklal Mutlu Son-Masöz Bayan Esra

İstiklal Mutlu Son-Masöz Bayan Esra Hayvan livatacılığı camianın her tabakasında büyücülükle bağdaştırılıyordu. 1595’te İsviçre kantonu Vaud’da bir köylü, günah ile alakalı bir ilahiyi duyunca öylesine etkilendi ki, papaza gidip otuz yıl önce bir ineğe cinsel tacizde bulunmuş olduğunu itiraf etti. Papaz köylü için dua edeceğine yemin etti ama bir adım ileri gidip köylüyü suç duyurusu etti. Köylü hapse atıldı. İşkenceye gerek kalmadı; tövbekar adam hayvanla seksin yanı sıra zina, gerçek dışı yere yemin, kumar ve en önemlisi de büyücülük suçlarını işlediğini itiraf etti.

Dediğine gore yakın zamanda şeytan ortaya çıkıp ona inekle ilişkiye geçmesinin ruhunu mahvettiğini ve bundan bu şekilde şeytanca ameller işlemeye mahkum bulunduğunu söylemişti. Köylünün dindarca bir kesinlıkla şeytanın emrine karşı gelip her şeyi anlatması ruhunu kurtarmış olabilir fakat öte taraftan bu söyledikları kendisiyle beraber ailesinin de öldürülmesine sebep oldu. Jüri büyücülük yaptıklarını itiraf eden karısı ve on iki yaşındaki oğlunun köylüyle birlikte kazıkta yakılmasına karar verdi. Fribourg’da inek sayısı insan sayısından fazlaydı ve hayvanlarla sex öteden beri büyücülükle ilişkilendiriliyordu. Burada, Vaud davasından bir asır önce, bir adam bir inek, bir keçi ve bir ceylanla birlikte olduktan sonra şeytanın ona görünüp kendisine bağlanmasını istediğini itiraf etmişti. [79] Cadı Avları Hayvanlarla sex ile büyücülük arasındaki bağlantı, şeytanın ansızın belirip hayvanlarla ilişkiye geçmiş insanlardan sadakat talep etmesinden daha derinlere gider.

İstiklal Mutlu Son-Masöz Bayan Esra

İstiklal Mutlu Son-Masöz Bayan Esra Avrupa ve şimal Amerika kolonilerinde yedi binden fazla cadı infazının gerçekleştirildiği 16. Ve 17. Yüzyıllardaki büyü çılgınlığında hayvanlar genellikle bizzat şeytanın vücut bulmuş hali olarak nitelendiriliyordu. Hayvanlarla cinsellik şeytana tapınma şekillerinden biri şeklinde görülüyordu. Büyü ve büyü minimum Babillilerden beri yasaktı fakat erken çağdaş dönemden önce çok azca insan resmen bu suçla itham edilmişti. Bu vaziyet hukuk ve din çevrelerine hummalı bir cadı avcılığının hakim olmaya başladığı 1400’lerin sonlarında değişti. Cadılar artık yalnızca büyücü ve fitneci değillerdi. Daha ürkütücü olan bu yeni cadılar, dünyayı mahvetmek için birbirleriyle ve şeytanla işbirliği icra eden ve sapkın kişilerdi.

Cadıların çoğu zaman hanım, orta yaş veya daha üstü, yoksul ve cinsel sapık olduklarına inanılıyordu. Doğru rakamları saptamak zor fakat 1450-1750 yılları içinde altmış binden fazla insanoğlunun büyücülük suçundan infaz edildiğini söyleyebiliriz. Bu tarz şeylerin minimum yüzde 80’i kadındı. Büyücülük kabahatu, cadıyla şeytan arasındaki bir sözleşmeye dayanıyordu. Cadı bu sözleşmeyle Tanrı’ya yüz çevirip şeytanın hizmetine gireceğini kabul etmiş oluyordu. Kanla yazılıp cehennemde imzalandığına inanılan bu sözleşmeyle, cadı resmen şeytanın büyük ordusuna katılmış oluyordu.